reklam
reklam
DOLAR44,0903% 0.05
EURO51,4269% 0.19
STERLIN59,3696% 0.28
FRANG56,7297% 0.21
ALTIN7.386,45% 0,42
BITCOIN69.592,31-0.886
reklam

ÇORUM EMEK VE DEMOKRASİ PLATFORMU: 15-16 HAZİRAN 1970, İŞÇİ SINIFININ MEŞALESİDİR!

Yayınlanma Tarihi : Google News
reklam

DİSK Emekli Sen Temsilcisi Aydın açıklamasında şu görüşlere yer verdi.

DİSK’in 1967’de kurulmasıyla birlikte işçi hakları mücadelesi ve Türkiye sendikal hareketinde 1967’ye kadar varlığını hissettiren iki farklı anlayışın artık farklı sendikal çatılarda kendilerini ifade etmeye başlaması anlamına geliyordu. TÜRK-İŞ’in vesayetçi anlayışı ile DİSK’te temsil edilen sendikal mücadeleyi sınıf mücadelesi içinde gören anlayıştı.

DİSK’in kurulması Türkiye işçi sınıfının kendi çıkarları doğrultusunda direniş ve eylem yapmasında bir hareketlilik sağladı. Bu hareketlilik TÜRK-İŞ’i büyük oranda etkilemiştir. Bu direniş ve eylemler işçiler için kazanımlarla sonuçlanmıştır. Örneğin;1968-70 arasında Derby işgalinden başlayarak Kavel, Demirdöküm, ECA gibi işyerlerinde gerçekleşen bir dizi işgal eylemleri ile işçiler isteklerini kabul ettirmeye başladılar.

Mücadele tarihinde, işçiler kendi taban örgütlülüklerini yaratmayı başardıkları fabrikalarda, yönetime el koyup üretimi yeniden örgütledikleri deneyimler de yaşanmıştır.  

ÇORUMDAN BAŞLAYAN ‘YALIN AYAK’ YÜRÜYÜŞÜ TARİHE GEÇTİ

İlimizde Çorum Belediye Başkanı Kemal Demirer tarafından işten atılan 54 işçinin 1966 yılında gerçekleştirdiği “Temizlik İşçilerinin Yalın Ayak Yürüyüşü” ve “Ölüm Yürüyüşü” olarak da bilinen Türkiye işçi sınıfının unutulmaz eylemlerinden biridir. Bu önemli deneyimlerden birisi de, 1969 yılında yaşanan, Çorum İl Özel İdaresine bağlı Alpagut Linyit İşletmeleri işgalidir.

Devlet, sermaye ve sarı sendika üçlüsü işyerlerinde DİSK’in örgütlenmesine çeşitli ayak oyunlarıyla engel olmaya çalışıyorlardı. Genelkurmay Seferberlik Tetkik Dairesi, DİSK kurulduktan hemen sonra bölge temsilciliklerine yazdığı yazıda DİSK’in takibe alınmasını istedi.

Devlet ve sermaye sendika örgütlenme özgürlüğünü daraltmaya, özel olarak da DİSK’i engellemeye yönelik yasal bir düzenleme hazırladılar. Bu yasal düzenlemeyle, sendikal örgütlenmeye baraj sınırı koyarak DİSK’i sahanın dışına itmeyi amaçladılar.

 

İşçiler, ‘15-16 Haziran’daki büyük işçi direnişleri sonunda  “Benim hangi sendikaya üye olacağıma devlet değil ben karar veririm” diyerek bu oyunu bozdu.

KOD 29 BAHANESİ İLE 177 BİN İŞÇİ İŞTEN ÇIKARILDI

Günümüzde kod-29 örgütlenme ve iş barışının önündeki en önemli engellerden birisi.2019 ve 2020 arasında kod-29 ile cinsiyete göre 143 bini erkek, 34 bini kadın toplam 177bin işçi işten çıkarılmıştır.  

Çorum’da DİSK’e bağlık Birleşik Metal-İş Sendikasına üye olmaları nedeniyle 7 Aralık 2020’de ahlak ve iyi niyet kurallarına uymadıkları iddiasıyla kod-29’dan işten çıkarılan Ekmekçioğulları Metal işçilerinin direnişi Çorum organize sanayindeki diğer fabrikalardaki işçiler için umut olurken, işveren için korkuya dönüşmüştür.  

HALKIN REFAHI VE YOKSULLUĞUNU ENFLASYON VE İŞSİZLİK BELİRLİYOR

İşverenlerin tek taraflı beyanı ile hiçbir işçi damgalanarak işinden olmamalıdır. İşten çıkarma yasağındaki tüm istisnalar derhal kaldırılmalı, işverene kanıtlama yükümlülüğü ve etkin denetim getirilmelidir. Aksi halde yaşanacak yeni mağduriyetlerin sorumlusu ülkeyi yönetenler olmaya devam edecektir. 

Nitelikli istihdam yaratmayan, gelir dağılımı adaletsizliğini azaltmayan, emeği ve doğayı tahrip eden bir ekonomik büyümenin, bir toplumun gerçek anlamda ekonomik ve sosyal olarak iyi olma halinin göstergesi olamaz. 

Bu anlamda halkın refahını ya da yoksulluğunu doğrudan belirleyen en temel iki göstergeyi irdelemek gerekiyor: Enflasyon ve işsizlik. Kuşkusuz bunlara bir de ekonomideki krize yatkınlığın belirtilerinden biri olan cari açığın durumunu eklemek gerekiyor. 

KÜÇÜK ÇİFTÇİ TOPRAĞINDAN VE ÜRETİMDEN KOPARILDI

TÜİK Şubat ayına ilişkin işgücü istatistiklerini yayınladı. Buna göre Türkiye genelinde 15 ve daha yukarı yaştaki kişilerde işsiz sayısı 2021 yılı Şubat ayında, bir önceki aya göre, 250 bin kişi artarak 4 milyon 236 bin kişi oldu. Mevsim etkisinden arındırılmış işsizlik oranı ise binde 7 puanlık artış ile yüzde 13,4 seviyesinde gerçekleşti. Atıl işgücü oranı olarak yer alan ve gerçek işsizliği gösteren geniş tanımlı işsizlik oranı ise yüzde 28,3 oldu.

Net istihdam kayıpları asıl olarak erkekler arasında ortaya çıksa da, kadın işgücündeki kuvvetli artış sebebiyle kadın işsizlik oranları erkek işsizlik oranlarından daha hızlı arttı, yani işsizlik oranlarındaki toplumsal cinsiyet farkı genişledi.

Covid-19 ile derinleşen ekonomik kriz ve son 19 yıldır küçük üretimi ve küçük çiftçiyi toprağından ve üretimden koparma noktasına getirmiştir.  

 Covid-19 Salgını ile birlikte devasa boyutlara ulaşana kitlesel işsizlik ve yüksek enflasyonun ilk sonucu kuşkusuz gelir dağılımı adaletsizliğinin daha da artması ve artık azınlıkta kalan “mutlu” bir kesimin dışındaki tüm toplumsal kesimlerin giderek yoksullaşmasına neden olmuştur.  

KAMU İHALELERİ VE BÜTÇE KAYNAKLARI BAZI ŞİRKETLERE AKTARILDI

Yıllardır ülkedeki bütün kurumların yönetim ve denetimini tek elde toplayan, kendilerinden habersiz yaprak bile kımıldamaması doğrultusunda hareket edenlerin inşa ettiği tek adam rejimi mafya, siyaset ve ticaret ilişkileri üzerinden yeniden tartışılıyor. 

AKP döneminde ülke ekonomisinin ayrılmaz bir parçası olan yolsuzluk, rüşvet ve kara para aklama uygulamaları kimi zaman fiili uygulamalarla kimi zaman da tamamı sermaye lehine olan yasal düzenlemeler üzerinden hayata geçirildi.  

Sayıştay denetimlerinin etkisiz hale getirilmesi, iktidara yakın holdinglerin milyon dolarlık vergi borçlarının silinmesi, kamu ihaleleri ve bütçe kaynaklarının önemli bölümünün iktidar ile ekonomik ve siyasal bağları olan şirketlere aktarılması gibi uygulamalar yaşandı.       

İNFAZ ŞEKLİNDE GERÇEKLEŞEN CİNAYETLER ORTAYA SAÇILMAYA BAŞLADI

Merkez Bankasının eritildiği ileri sürülen 128 milyar dolarlık rezervinin şu an nerede olduğu, kamu bankaları aracılığıyla kimlere, hangi tarihlerde, hangi yollarla, hangi fiyatlardan bu dövizlerin satıldığı gibi sorulara siyasal iktidardan ve Merkez Bankası’ndan kamuoyunu tatmin edici yanıtlar hala verilmemiştir.

Yolsuzluk, rüşvet, yağma ve talan uygulamaları, emek sömürüsüne ve özel mülkiyete dayalı bir düzen olan kapitalizmin ayrılmaz bir parçası ve kapitalist ekonomik ilişkilerin olağan işleyişinin kaçınılmaz bir sonucu olarak ortaya çıkıyor. 

Bir mafya liderinin iddiaları ile birlikte gündeme gelen, çıkar ilişkilerinden kaynaklanan çelişkiler sonucunda işlenen bütün suçlar, yolsuzluk ve uyuşturucu ticareti, tehdit, şantaj ve yargısız infaz şeklinde gerçekleşen cinayetler birer birer ortaya saçılmaya başladı.  

TOPLUMU İLERİ TAŞIMAK, ÇÜRÜMEKTE OLANLA DEĞİL YENİ BİR DÜNYA ÖZLEMİYLE YÜRÜMEKTEN GEÇİYOR

Türkiye kara para, rüşvet, yolsuzluk, kayıt dışı ekonomik faaliyetlerle mücadelede konusunda OECD ülkeleri içinde en kötü ülkeler arasında yer alıyor. Türkiye hem konumu hem de yüksek kayıt dışı ekonomi dolayısıyla kara para trafiği konusunda önemli bir yerde duruyor.  

Siyasal iktidar ülke ekonomisinin ciddi bir krizde olduğunu hala kabul etmiyor. Tıpkı Salgınla ilgili olarak yaptığı gibi, geçici çözümlerle durumu idare etmeye çalışıyor, bu arada ekonomik krize dikkat çekenleri de suçlamayı ihmal etmiyor.  

Toplumu her açıdan insanlık ve sınıf mücadelesi tarihinin olumlu değerleri üzerinden ileriye taşımak, bu nedenle çürüyen ve çürümekte olanlarla değil, yeni bir dünya özlemiyle hareket edenlerle birlikte yürümeyi gerektiriyor.

15 – 16 HAZİRAN SINIF MÜCADELESİ ADINA ÖNEMLİ BİR DENEYİM

Tarih, aynı zamanda etkileyeceğimiz bir gelecektir. Bugün yaşanan sorunları çözmek için geçmişteki deneyimlerden yaralanılmalıdır. Bu yönüyle ‘15-16 Haziran’ günümüzde yaşanacak toplumsal ve sınıfsal mücadeleler için yararlanılacak en önemli deneyimlerden birisidir.  

 Dünden bugüne baktığımızda politik atmosfer çok değişmiş olabilir. Ekonomik, sosyal parametrelerde değişiklikler olmuş olabilir. Ama 51 yıl önceki işçi eyleminde belirleyici olan ortak çıkarlar çerçevesinde birlikte mücadele etme gücü ortadan kalkmamıştır. İşçi sınıfı bugün de potansiyel olarak önemli bir güce sahiptir. Yeter ki birlikte ve örgütlü mücadele gerçekleştirilebilsin. 

15 HAZİRAN SALI 18.00’DE KADEŞ BARIŞ MEYDANINA BEKLİYORUZ

Çorum Emek ve Demokrasi Platformu olarak; Başta tüm insanlığın yaşam ve geçim araçlarının asıl sağlayıcısı konumunda olan işçi sınıfı olmak üzere, tüm emekçilerin yoksulluk, işsizlik ve açlıkla mücadelenin özde bir sistem sorunu olduğunu unutmaksızın demokratikleşmeyi talep ediyor, bütün Çorum halkını birlikte mücadeleye ve 15 Haziran 2021 Salı günü saat:18.00’da Kadeş Barış Meydanında yapılacak basın açıklamasına davet ediyoruz.  

reklam

reklam