
Beyaz kamuoyu ile şu görüşleri paylaştı.
“Türkiye’de yaşayan farklı kimlik, kültür ve inançlara sahip halkların omuz omuza vererek emperyalist işgale karşı birlikte yürüttükleri mücadele sonucunda Cumhuriyet’in ilan edilmesinin üzerinden 98 yıl geçti.
ORTAK DEĞERLER YOK SAYILIYOR
Cumhuriyet’in kuruluş sürecinde Anadolu’da yaşayan bütün halkların Mustafa Kemal Atatürk ve arkadaşları öncülüğünde emperyalizme karşı yürüttükleri ortak mücadele üzerinden yaratılan bütün ortak değerler, uzun süredir iktidarın dayatmacı, baskıcı, kutuplaştırıcı ve ayrımcı uygulamalarıyla yok sayılmaktadır.
CUMHURİYETİN TEMEL DİNAMİĞİ ADALET
Ekonomik kriz ve Kovid-19 salgınını fırsat bilen siyasi iktidar, ekonomik, sosyal ve demokratik haklarımıza göz dikmiş, KHK ihraçları gibi haksız ve hukuksuz uygulamalarıyla arkadaşlarımızın keyfi bir şekilde işlerine son vermiş, esnek ve güvencesiz istihdam politikalarıyla çalışma ve yaşam koşullarımızı daha da ağırlaştırmıştır. Cumhuriyetin temel dinamiği olan adalet duygusunu yok saymıştır. OHAL uygulamaları ile emek, demokrasi, barış, laiklik, eşitlik ve özgürlük talepleri engellenmektedir
GENÇLİĞİN BARINMA SORUNU DERİNLEŞİYOR
Giderek belirginleşen ve durdurulamayan ekonomik krizin faturası emekçilerin sırtına yıkılmaya çalışılmaktadır. Ekonomik krizin etkisi özellikle küçük üretici köylülerin, küçük esnafın, işçi ve kamu emekçilerinin yaşam koşulları sürekli ağırlaşmaktadır. Özellikle yükseköğretim gençliğinin beslenme ve barınma sorunları derinleşmektedir.
ÖRGÜTLENME ÖZGÜRLÜĞÜ BASKI ALTINDA
En temel haklarımız elimizden alınmak istenmektedir. Çocuklar ve kadınlara yönelik tehditler artarak sürmekte, düşünce, ifade ve örgütlenme özgürlüğü üzerindeki baskılar devam etmektedir.
DEMOKRATİK HAKLARIMIZA GÖZ DİKİLDİ
Ekonomik kriz ve Kovid-19 salgınını fırsat bilen siyasi iktidar, ekonomik, sosyal ve demokratik haklarımıza göz dikmiş, KHK ihraçları gibi haksız ve hukuksuz uygulamalarıyla,
ÇOCUK GENÇ VE KADIN HAKLARINA SALDIRILAR
İktidarın eğitimi ve toplumsal yaşamı kendi siyasal hedeflerine göre biçimlendirmek istemesi, özellikle eğitimde bilim ve laiklik düşmanı politikalar üzerinden eğitim sistemini dini kurallara göre biçimlendirme yaklaşımı sürmektedir. Türkiye’de uzun süredir başta çocuk hakları olmak üzere, en temel insan hakları tehdit altındayken, çocuk, genç ve kadın haklarına yönelik saldırılar hiç olmadığı kadar artmıştır.
TOPLUMUN DİNİ DUYGULARINI SÖMÜREN KURULUŞLAR
İktidarın eğitimi ve toplumsal yaşamı kendi siyasal hedeflerine göre biçimlendirmek istemesi, özellikle eğitimde bilim ve laiklik düşmanı politikalar üzerinden eğitim sistemini dini kurallara göre biçimlendirme yaklaşımı sürmektedir. TÜRGEV, TÜGVA ve benzeri vakıf adları altında kurulan, toplumun dini duygularını sömüren çıkar odakları eğitim süreçlerinin ve politikalarının belirleyicisi konumuna gelmiştir
Yıllardır ‘yurtta barış, dünyada barış’ anlayışına adeta meydan okurcasına hareket eden, iç ve dış politikada gerginliğe, şiddete ve düşmanlığa dayanan karanlık zihniyetin ülkemizi getirdiği yer ortadadır.
ÖTEKİLEŞTİRİCİ DİL TOPLUMU KAMPLARA AYIRIYOR
Bugün her zamankinden daha çok Cumhuriyete ve kazanımları olan, hukuka, adalete, demokrasiye, hürriyetlere, özgürlüklere ve huzura muhtacız. İktidarı elinde bulunduranların kullandıkları ayrımcı ve ötekileştirici dil toplumu kamplaştırmakta ve bir arada yaşam zeminlerini zedelemektedir.
CUMHURİYET ÖZGÜR İNSANLARIN REJİMİDİR
Cumhuriyet özgür insanların rejimidir. Haksızlığa ve hukuksuzluğa karşı çıkan, güçlünün zayıfı ezmesine göz yummayan cesur insanların iradesidir. Her düşünceye saygı duyan, okuyan, düşünen ve harekete geçen çalışkan insanların hazinesidir. “Cumhuriyet” insanlığın medeniyet tarihinin kısa bir özetidir.
Cumhuriyet fikrinin özünü oluşturan “halkın egemenliğine dayalı” yönetim anlayışı bugün “iktidar olanların egemenliğine” dayalı bir yönetim anlayışına dönüşmüştür.
BARIŞ İÇİNDE BİRARADA YAŞAMAK
Türkiye’de yaşayan halkların özlemi ve talebi, kimsenin kimliği, inancı, mezhebi, siyasi düşünceleri ve görüşü nedeniyle baskı ve ayrımcılığa uğramadığı, ayrımsız bir şekilde herkesin eşit haklar temelinde yaşama hakkına saygı gösterildiği bir ülkede, eşit özgür, demokratik bir Cumhuriyet’te, barış içinde bir arada yaşamaktır.
Türkiye’nin ihtiyacı, ülkeyi fiilen OHAL koşullarında yönetmeyi hedefleyen, kendileri gibi düşünmeyenleri ‘terörist’ olarak suçlayan baskıcı-otoriter yönetim anlayışı değil, Cumhuriyet’e asıl anlamını veren ‘halkın kendi kendini yönetme iradesine’ hiçbir şekilde ipotek konulmadığı, gerçek anlamda laik ve demokratik bir sistemin oluşturulmasıdır.
GERÇEK ANLAMDA HALK EGEMENLİĞİ
Eğitim Sen olarak, halkın olarak değil, gerçek anlamda egemen olduğu, insan hak ve özgürlüklerinin, hukukun üstünlüğünün eksiksiz bir şekilde hayata geçirilmesine, eşit, özgür, laik ve demokratik bir Cumhuriyet’in ancak birlikte mücadeleyle yaratılabileceğine olan inancımızla, tüm halkımızın 29 Ekim Cumhuriyet Bayramı’nı kutluyoruz!





