
Filistin Atölyesi ve Hitit Üniversitesi Bilinçli Gençlik Topluluğu tarafından organize edilen panelde 6 farklı ideolojinin Filistin konusundaki tutumu değerlendirildi. Çorum Belediyesi Turgut Özal Konferans Salonu’nda gerçekleştirilen etkinlik öğrencilerin yanı sıra farklı sivil toplum kuruluşları mensupları ve Çorum halkı tarafından da ilgi gördü.
Panele Filistin Atölyesi üyesi veHitit Üniversitesi Bilinçli Gençlik Topluluğu danışmanı Prof.Dr. Metin Uçar’ın açılış konuşması ile başlandı. Uçar, Amerika ve İsrail’in başı çektiği ve tüm dünyaya zarar veren emperyalist saldırganlığa dikkat çekti ve hepimizin bu tehlike karşısında aynı gemide olduğunu vurguladı. “Farklı ideolojilerin bir araya gelerek bu tehlike karşısında birlikte hareket etmesinin hepimizin yararına olacağı bilinci ile bu etkinliğin planlandığı”nı söyledi. Uçar, “Siyonistler ve emperyalistler Filistin konusunu gündemden düşürmek istiyorlar hatta yapılan her etkinliği küçümsüyor ya da önemsizleştiriyorlar. Gazetede çıkan haberlerin ve sosyal medya paylaşımlarının altına siyonist tezlerle olumsuz yorum yapıyorlar. Bu durum her etkinliğin önemli bize anlatmaktadır. Onun için Filistin meselesini gündemden düşürmemeliyiz.” Diyerek konuşmasına son verdi. Ardından Panele geçildi.
Paneli Hitit Üniversitesi Siyaset Bilimi ve Kamu Yönetimi öğretim üyesi Prof.Dr. Hakan Reyhan yönetti. Reyhan, Panele başlarken “Filistin konusunda yaşanacak konsensüsün önemine dikkat çekti ve bu konsensüsün sadece Filistin’de yaşananların çözümüne katkı sunmakla kalmayacağını ayrıca içeride de ulusal birlikteliğimizi güçlendireceğini” belirtti. Hakan Reyhan, her bir ideolojinin bir insanlık dramı olan bu konuya ciddi şekilde eğildiğini, yanı sıra İsrail’in tüm dünyayı etkileyen bir çevre felaketine de neden olduğuna dikkat çekti. Yaşananları ekolojik emperyalizm ve ekokırım olarak değerlendiren Reyhan, konunun bu kapsamda da değerlendirilmesine ihtiyaç olduğunun altını çizdi. Ardından konuşmacılara söz verdi.
Zehra Karayel: “Liberalizm ve İsrail-Filistin Sorunu”
İlk konuşmacı olan Dr. Zehra Karayel, liberalizmin İsrail-Filistin sorununa yaklaşımını eleştirdi. Oslo Süreci’ni liberal barış modeli olarak değerlendiren Karayel, karşılıklı tanıma, ekonomik bağımlılık ve kurumsal çerçeve mekanizmalarının başarısız olduğunu belirtti. Liberal Siyonizm’in Filistinlileri hak sahibi özneler yerine insani yardım nesneleri olarak gördüğünü savunan konuşmacı, BM gibi uluslararası kurumların soykırım karşısında siyasi irade eksikliği ve veto gücü nedeniyle etkisiz kaldığını ifade etti. Neo-faşizmin yükselişi ve liberal yanılgıyı ele alan Karayel, Gazze’deki soykırım karşısında liberalizmin çöküşünü gözler önüne serdi.
Serkan Erden: “Filistin Sorunu ve Sosyalizm”
Ardından söz alan Serkan Erden, sunumunu “antiemperyalizm, antisiyonizm ve enternasyonalizm” üç sacayağı üzerine bina etti. Sosyalistlerin Filistin’in tam bağımsızlığını savunduğunu belirten Erden, Lenin’in 1903’te BUND’a karşı yazdığı metinleri antisiyonizmin en önemli göstergesi olarak gösterdi. Enternasyonalizm vurgusuyla 1960-1980 arasında dünya sosyalist hareketlerinin Filistin’e verdiği desteği hatırlatan Erden, Türkiye sosyalist hareketinden 43 örgüt ve 3-5 bin arasında mensubu ile Filistin kamplarında bulunduğunu, eğitim aldığını ve İsrail’e karşı savaştığını aktardı. Erden, günümüzde de özellikle özgürlükçü solun Filistin’e olan desteğinin sürdüğünü, yapılan gösteriler ve basın açıklamalarının da bunu gösterdiğini anlattı.
Fatma Koçak: “Muhafazakâr Nitelikli Partilerin Filistin Meselesine Yaklaşımı”
- konuşmacı olan Fatma Koçak, Türkiye’deki muhafazakâr partilerin Filistin politikasını tarihsel bir perspektifle değerlendirdi. DP, AP, ANAP ve DYP gibi sağ gelenekten gelen partilerin NATO ve ABD ile uyumlu bir politika izlediğini dolayısıyla İsrail’e karşı tavrın yetersiz olduğunu söyledi. Kırılma noktasının 11 Eylül olduğunu belirten Koçak, bu tarihten sonra Batı’daki İslam karşıtlığının İsrail’in politikalarını güçlendirdiğini, Türkiye’deki muhafazakâr partilerin de daha net bir tavır takındığının altını çizdi. Koçak, Filistin meselesinin iç siyasette malzeme yapılamayacak kadar insani bir mesele olduğunu vurguladı.
Ahmet Mahmut Kaya: “Milli Görüş’e Göre Filistin Meselesi”
Dördüncü sırada konuşan Ahmet Mahmut Kaya, Milli Görüş perspektifinden Filistin’in bir inanç, adalet ve insanlık meselesi olduğunu söyledi. Siyonizm için Filistin’in bir durak değil basamak olduğunu, hedefin Fırat ile Nil arası olduğunu belirten Kaya, “Bugün Gazze’de verilen mücadele, yarın Anadolu’nun güneyinde verilmemesi içindir” uyarısında bulundu. Siyonizm’in sadece askeri değil, faizci ekonomik sistemle de dünyayı köleleştirdiğini savunan Kaya, BM kararlarının uygulanmamasını finansal güçle ilişkilendirdi. Batı’dan medet beklememek gerektiğini vurgulayan konuşmacı, Prof.Dr. Necmettin Erbakan’a ait olan D-8, İslam Birleşmiş Milletleri, İslam Dinarı ve İslam Savunma Paktı gibi alternatif yapılanmaların önemine dikkat çekti.
Ümit Şengün: “Milliyetçilik ve Filistin Meselesine Bakış Açımız”
- sırada konuşan Ümit ŞENGÜN konuşmasına “Filistin’de yaşanan zulme, katliama ve soykırıma karşı çıkmak için yalnızca insan olmak ve temiz bir vicdana sahip olmak yeterlidir!” diyerek başladı. Türk milliyetçiliğinin Filistin’e bakışını ele alan Şengün, Osmanlı’nın farklı etnik ve dini gruplara özgürlük tanıdığını, II. Abdülhamid’in Yahudilerin Filistin’de toprak satın almasına izin vermediğini belirtti. Balkan Savaşı ve Cihan Harbi’nde yaşanan ve bazı Arap gruplarla yaşanan sorunları bütün Araplara mal edilemeyeceğini vurgulayan Şengün, Filistinlilerin topraklarını satmadığını, Hamas’ın canını vererek Gazze’yi savunduğunu hatırlattı. “Kudüs bizim ilk kıblemizdir” diyen Şengün, “Ortadoğu’da barış ve huzur ancak Türk ve İslam ülkelerinin birlikte hareket etmesiyle sağlanabilir” dedi. Birlikte yaşadığımız İslam milletlerine yönelen önyargıların diğer gruplara yönelmediğini ve bu durumun iyi niyetle bağdaşmadığının altını çizen Şengün, Siyonist tehlikeye karşı ittifakın önemini anlattı.
Pınar Ayşe Gidiş: “Feminist Söylemin Sınırları ve Dekolonyal Özneleşme”
Son olarak konuşan Pınar Ayşe Gidiş, Batı merkezli feminist söylemin Filistin bağlamındaki epistemolojik ve politik yetersizliklerini eleştirdi. “Sömürgeci feminizm”, “pembe aklama” ve “feminist sessizlik” kavramları üzerinden küresel feminist teorinin Filistin karşısındaki konumunu sorgulayan Gidiş, Filistin’i feminist teori için bir “etik turnusol kâğıdı” olarak tanımladı. Postkolonyal yaklaşımların ötesine geçerek dekolonyal feminist perspektifi merkeze alan konuşmacı, oldukça eski bir geçmişe sahip Filistin kadın hareketinin, yalnızca mağduriyet üzerinden değil, aktif özneleşme süreçleri içinde ele alınması gerektiğini vurguladı. Gidiş, Her ne kadar beyaz feminist hareket bu sınavda başarısız olsa da Filistinli feministlerin de bir parçası olduğu dekolonyal feminist hareketin kayda değer bir çabası olduğunun gözardı edilmemesi gerektiğini anlattı.
Panelistlerin konuşmalarından sonra soru-cevap-katkı faslına geçildi. Çok sayıda insanın soru sorması ve katkı sunması ile panel sona erdi. Filistin Atölyesi yetkililerinden alınan bilgiye göre konuşma yapan her bir panelist, önümüzdeki haftalarda organize edilecek söyleşi dizisi ile tek tek misafir edilecek ve her bir ideolojinin konuya bakışı daha geniş bir biçimde masaya yatırılacaktır.





