reklam
reklam
DOLAR44,1141% 0.07
EURO51,2734% 0.07
STERLIN59,2484% 0.07
FRANG56,6728% 0.08
ALTIN7.366,57% 0,15
BITCOIN69.810,491.803
reklam

“KARANLIK DÜZENİ DEĞİŞTİRECEĞİZ ÇARE: CUMHURİYET DEĞERLERİNDE”

Yayınlanma Tarihi : Google News
“KARANLIK DÜZENİ DEĞİŞTİRECEĞİZ ÇARE: CUMHURİYET DEĞERLERİNDE”
reklam

 

Cumhuriyet Halk Partisi Çorum İl Kadın Kolları Başkanı Özlem Güngör, İstanbul Sözleşmesinden ve kadınların sesi olmaktan asla vazgeçmeyeceklerini vurguladı.
Özlem Güngör, “Bizim yolumuz, kadını toplumsal yaşamın her alanında eşit gören, Türk kadınına seçme ve seçilme hakkını pek çok Avrupa ülkesinden önce teslim eden Ebedi Önderimiz Gazi Mustafa Kemal Atatürk’ün yoludur” dedi.
CHP İl ve Merkez İlçe Kadın Kolları, 8 Mart Dünya Emekçi Kadınlar Günü’nü meydanlarda bir dizi etkinlikle kutladı.
Atatürk Anıtı’na çelenk sunan, Ulu Önder’in huzurunda saygı duruşunda bulunan ve İstiklal Marşı’nı seslendiren CHP’li kadınlar, burada kitlesel basın açıklaması yaptı.
Kutlama programına; CHP Çorum Milletvekili Mehmet Tahtasız, İl Başkanı Av. Dinçer Solmaz, Merkez İlçe Başkanı Resul Yiğitoğlu, Eğitim-İş Çorum Şube Başkanı Tuba Demirel ve sendika yönetimi, Atatürkçü Düşünce Derneği Şube Başkanı Uğur Demirer ve yönetimi, Birleşik Emekliler Sendikası Şube Başkanı Sefa Batak, CHP İl ve Merkez İlçe Yönetim Kurulu Üyeleri, İl Genel ve Belediye Meclisi Üyeleri, CHP Merkez İlçe Gençlik Kolları Başkanı Kıvanç Azman, bazı sivil toplum kuruluşlarının temsilcileri ile çok sayıda vatandaş katıldı.
İl Kadın Kolları Başkanı Özlem Güngör, Atatürk Anıtı’na çelenk sunarken, Ulu Önder’in huzurunda saygı duruşunda bulunularak İstiklal Marşı okundu.
Daha sonra basın açıklaması yapan İl Kadın Kolları Başkanı Özlem Güngör, “Çare eşitliktedir. Çare Cumhuriyet değerlerimizde, kurtuluş mücadelemizdedir” dedi.
Özlem Güngör, konuşmasında şu ifadelere yer verdi:

“BU KARANLIK DÜZEN TESADÜF DEĞİL”
Bugün, tarihsel bir direnişin simgesi olan 8 Mart’ı; kadınların yaşam hakkının sistematik olarak tehdit edildiği, şüpheli ölümlerin karanlıkta bırakıldığı ve faillerin cezasızlıkla ödüllendirildiği bir dönemde karşılıyoruz. Şiddeti önlemekle yükümlü mekanizmaların işletilmemesi, kazanılmış haklarımıza yönelik aralıksız saldırılar ve bizlere hayatta kalmayı bir lütuf gibi sunan bu karanlık düzen bir tesadüf değildir. Ancak bilinmelidir ki; kadın düşmanı politikalara, derinleşen yoksulluğa ve bizi evlere hapsetmeye çalışan zihniyete karşı bizler; özgür ve eşit bir yaşamı örgütlemekten ve bu karanlığa dur demekten asla vazgeçmeyeceğiz!

BU TABLOYU KABUL ETMİYORUZ
Bugün kadınlar sadece şiddetle değil; yoksullukla, güvencesizlikle ve görünmeyen emek sömürüsüyle de mücadele ediyor. Ev içi bakım yükü hâlâ büyük ölçüde kadınların omzunda. Çocuk, yaşlı, engelli bakımı kamusal bir sorumluluk olması gerekirken kadınların “doğal görevi” gibi dayatılıyor. Kadınlar hem evde ücretsiz bakım emeği veriyor hem iş hayatında eşitsizlikle karşılaşıyor. Bu tabloyu kabul etmiyoruz!

HAKKIMIZ PAZARLIK KONUSU DEĞİLDİR!
Kadının ekonomik bağımsızlığı olmadan özgürlükten söz edilemez. Bu nedenle eşit işe eşit ücret talebimizi bir kez daha haykırıyoruz. Aynı işi yapan kadınların daha düşük ücret aldığı, terfilerde geri bırakıldığı, güvencesiz çalışmaya mahkûm edildiği bu adaletsiz düzen değişmelidir. Emeğimiz görünmez değildir, hakkımız pazarlık konusu değildir!

KADININ EKONOMİK BAĞIMSIZLIĞI OLMADAN ÖZGÜRLÜKTEN SÖZ EDİLEMEZ
Türkiye’de 2025 verilerine göre istihdam edilen kadın sayısı 10 milyon 753 bindir. Milyonlarca kadın güvencesiz koşullarda çalıştırılıyor. Son verilere göre 3 milyon 150 bin kadın kayıt dışı ve güvencesiz çalışırken, kadınlar sadece ekonomik eşitsizlikle değil yaşam hakkı ihlalleriyle de karşı karşıya kalıyor.
2025 yılında 391 kadınımız öldürüldü, 2026’nın daha ilk 2 ayında ise 49 kadınımız erkekler tarafından katledildi. Kadının ekonomik bağımsızlığı olmadan özgürlükten söz edilemez. Bu nedenle eşit işe eşit ücret talebimizi bir kez daha haykırıyoruz. Aynı işi yapan kadınların daha düşük ücret aldığı, terfilerde geri bırakıldığı, güvencesiz çalışmaya mahkûm edildiği bu adaletsiz düzen değişmelidir.

“BİZİM YOLUMUZ BELLİDİR”
Bizim yolumuz, kadını toplumsal yaşamın her alanında eşit gören, Türk kadınına seçme ve seçilme hakkını pek çok Avrupa ülkesinden önce teslim eden Ebedi Önderimiz Gazi Mustafa Kemal Atatürk’ün yoludur. Atatürk’ün “Dünya yüzünde gördüğümüz her şey kadının eseridir” sözü, bizim siyasi pusulamızdır. Cumhuriyet Halk Partisi olarak, Genel Başkanımız Sayın Özgür Özel’in liderliğinde; kadını sadece aile içinde değil, hayatın her karesinde güçlendiren, toplumsal cinsiyet eşitliğini kâğıt üzerinde değil sokakta, iş yerinde ve Meclis’te var eden bir Türkiye mücadelesi veriyoruz.
Yerel yönetimlerimiz bunun en somut örneklerini ortaya koymaktadır. Belediyelerimizin açtığı kreşler, kadınların istihdama katılımının önündeki en büyük engellerden birini ortadan kaldırmaktadır. Kreş, kadınların çalışma hakkının teminatıdır. Çocuk bakımını yalnızca annenin sorumluluğu olarak gören anlayışı reddediyoruz. Kamusal, erişilebilir ve nitelikli bakım hizmetleri yaygınlaşmalıdır.

“İSTANBUL SÖZLEŞMESİNDEN VE KADINLARIN SESİ OLMAKTAN VAZGEÇMİYORUZ”
Genel Başkanımızın vurguladığı gibi; eşitlik bir imtiyaz değil, en temel haktır! Ve biz haklarımızdan vazgeçmiyoruz! İstanbul Sözleşmesi’nden vazgeçmiyoruz! 6284 sayılı kanun etkin ve eksiksiz uygulanacak, biz vazgeçmiyoruz! Eşit işe eşit ücret mücadelemizden vazgeçmiyoruz! Kadınların sırtına yüklenen ev içi bakım sorumluluğunun kamusal politikalarla paylaşılmasını istemekten vazgeçmiyoruz! Yoksulluğun en ağır yükünü taşıyan kadınların sesi olmaktan asla vazgeçmiyoruz!
Kadınların özgür olmadığı bir toplumda, demokrasi sadece bir kelimeden ibarettir. Bizler Cumhuriyet Halk Partisi Kadın Kolları olarak; korkmadan, yılmadan, omuz omuza mücadele ederek bu ülkeye eşitliği de adaleti de getireceğiz.
Bugüne, kadın mücadelesinin tarihine isimlerini yazdıran, New York’ta hakları için, eşit işe eşdeğer ücret almak için grev yapan, işverenin bu kadınların üzerine kapıyı kilitlemesinin ardından yanarak can veren 129 kardeşimizi anıyoruz.

“8 MART SADECE BİR ANMA
GÜNÜ DEĞİL İSYAN GÜNÜDÜR”
Bu kadınların direnişleri, bugün şiddete, eşitsizliğe ve karanlığa karşı yükselen her kadın sesinde yaşamaktadır. Bizler de onların bıraktığı yerden, korkmadan ve boyun eğmeden mücadeleyi büyütmeye devam edeceğiz. 8 Mart, sadece bir anma günü değil, eşitliğe giden yolda bir isyan ve inşa günüdür.
Yaşasın kadın dayanışması, yaşasın örgütlü mücadelemiz! Son sözümüz net ve bakidir. Çare eşitliktedir. Çare Cumhuriyet değerlerimizde, kurtuluş mücadelemizdedir!”

reklam

YORUM YAP