reklam
reklam
DOLAR44,8497% 0.2
EURO53,0280% 0.29
STERLIN60,9040% 0.36
FRANG57,5891% 0.79
ALTIN7.030,61% 2,01
BITCOIN77.871,215.231
reklam

ÇOCUKLARIN GELECEĞİ İÇİN HAYATI DURDURDULAR”

Yayınlanma Tarihi : Google News
reklam
  Eğitim-İş ve Hürriyetçi Eğitim Sendikası üyeleri, okullarda yaşanan saldırılara karşı gerekli önlemleri almayan Milli Eğitim Bakanı Yusuf Tekin’i sorumluluk almaya ve görevinden istifa etmeye davet etti. Eğitim-İş Çorum Şubesi üyeleri, kitlesel olarak Büyük Ankara Yürüyüşüne katıldı. Ülkenin dört bir yanından gelen sendika üyelerinin yürüyüşü ve kitlesel basın açıklaması polis barikatı ile engellendi. Yürüyüşü oturma eylemine çeviren vatandaşlar, Ankara’nın en işlek caddelerinde hayatı durdurdu. Eğitim-İş Sendikası Genel Merkezi, ülkemizde yaşanan menfur saldırılara karşı ses yükseltmek amacıyla Hürriyetçi Eğitim Sendikası ile birlikte Büyük Ankara Yürüyüşü düzenledi. Eylem sırasında okullarda güvenliği sağlayamayan politikalar protesto edildi. ÇORUM’DAN GENİŞ KATILIM Yürüyüşe Çorum’dan; Eğitim-İş Şube Başkanı Tuba Demirel, Yönetim Kurulu Üyeleri ve sendika üyeleri, Atatürkçü Düşünce Derneği Şube Başkanı Uğur Demirer, Birleşik Emekliler Sendikası Şube Başkanı Sefa Batak, Eğitim-İş önceki dönem başkanları; Selim Bozkurt, İlhan Yaşar, ADD ve BES temsilcileri katıldı. ÖĞRETMENLER ANKARA’DA HAYATI DURDURDU Okullarda yaşanan şiddet olaylarına karşı geniş çaplı bir eylem başlatan eğitim sendikaları, Ankara’da hayatı durdurdu. Eğitim-İş ve Hürriyetçi Eğitim Sendikası, Ankara’da 11 saatlik bir eyleme imza attı. Eğitim-İş ve Hürriyetçi Eğitim Sendikası’nın, Şanlıurfa ve Kahramanmaraş’taki okul saldırılarını protesto etmek için Ankara’da başlattığı eylemde Milli Eğitim Bakanlığı önünde yapılmak istenen basın açıklaması polis barikatı ile karşılaştı. Barikatı aşmak isteyen eylemcilerle güvenlik güçleri arasında saatler süren tartışmalar akşam saatlerinde yapılan basın açıklaması ile tamamlandı. Eylem sırasında polis barikatı ile karşılaşan öğretmenler ve vatandaşlar, oturma eylemi yaparak caddesi trafik akışına kapattı. Ankara’da, okullara düzenlenen silahlı saldırıları protesto etmek için bir araya gelen öğretmenler, Milli Eğitim Bakanlığı’nın önüne doğru yürüyüşe geçti. Eğitimciler, "Öğretmen düşmanı Yusuf Tekin istifa", "Çocuklarımız okulda ölürken neredeydiniz?", "Çetelere barikat, öğretmene değil" ve "Şiddete karşı omuz omuza" sloganlarıyla yürüdü. POLİS BARİKATI KURULDU, OTURMA EYLEMİ YAPTILAR Eylemde binlerce öğretmen, polisle müzakere sonrasında oturma eylemi başlatarak basın açıklaması yaptı. Eğitimciler, okul güvenliği eksikliklerine dikkat çekip şiddetin sona ermesi için mücadele edeceklerini vurguladı. Eğitim-İş ve Hürriyetçi Eğitim Sendikası ve il şubeleri, Şanlıurfa ve Kahramanmaraş’taki okul saldırılarını protesto etmek için sabah saatlerinde Ankara Kurtuluş Parkı’nda toplandı. Güvenpark’a yürümek isteyen binlerce öğretmen Ziya Gökalp Caddesi’nde polis tarafından durduruldu. Eğitim-İş Sendikası Genel Başkanı Kadem Özbay, “utanç duvarını açın. Bizler basın açıklamamızı yapıp dağılmak istiyoruz. Eğer açmazsanız sabaha kadar buradayız” dedi. Polisle yapılan müzakerede anlaşma sağlanamaması üzerine öğretmenlerin başlattığı oturma eylemi 11 saat sonra basın açıklamasıyla son buldu. İlerleyen saatlerde Emniyet görevlilerinin güvenlik duvarını açmasının ardından basın açıklaması gerçekleştirildi. Ziya Gökalp Caddesi’nde basın açıklaması yapan eğitimcilere, CHP Grup Başkanvekili Murat Emir, CHP Ankara Milletvekili Aliye Timisi Ersever, CHP Samsun Milletvekili Murat Çan, İYİ Parti Genel Başkan Yardımcısı Selçuk Türkoğlu, İYİ Parti Genel Başkan Yardımcısı Fatih Koca, İYİ Parti Tekirdağ Milletvekili Selcan Taşcı, Emek Partisi Gaziantep Milletvekili Sevda Karaca, Türkiye İşçi Partisi Genel Başkanı Erkan Baş, Türkiye Komünist Partisi, Türkiye İşçi Partisi ve Halkın Kurtuluş Partisi ile Birleşik Emekliler Sendikası da destek verdi. “OKULLAR GÜVENLİ OLANA KADAR MÜCADELEMİZ SÜRECEK” Eğitim-İş Sendikası Genel Başkanı Kadem Özbay, konuşmasında şunları söyledi: “Yardımcı personellerle sokağa çıktığında korumalarla gezenler, bugün okulları güvenli hale getiremedikleri için bu ölümlerin baş sorumlusudur. O nedenle biz sokakta hem acımızı paylaşıyoruz hem de isyan ediyoruz. Bu bozuk düzeninize, bu karanlık düzeninize teslim olan her bir çocuğumuz için; anasına bakmaksızın, babasına bakmaksızın eşit haklara sahip olduğu bir ülke için mücadele etmeye kararlılıkla devam edeceğiz. Çocuklar uyurken sessiz olunur, çocuklar ölürken, öldürülürken değil. O nedenle susmayacağız, unutmayacağız, unutturmayacağız. And olsun ki bu kötülüklerin hesabını soracağız. Siz ne kadar gerçeklerin üzerini örtmeye çalışsanız da biz, bu süreçten sonra da takip edip ‘yapacağım’ deyip yapmadığınız, eksik yaptığınız her şeyi halka anlatacağız. Çünkü bizim için öğretmenlerin halkı uyandırma, halka gerçeği söyleme görevi vardır. Bu görevi her koşulda yerine getireceğiz. Bugün 10 saat olmuş. Psikolojik bir şiddete buradaki bütün arkadaşlarımız maruz kaldı. Okulda şiddet, sokakta şiddet… Biz bu şiddetin yaşamımızın içerisinde bir kez daha olmaması için mücadele edeceğiz. Ama biliyoruz ki bu mücadele, bunu besleyen zihniyetin ülkede hukuk, demokrasiye, eşitliğe, geleceğe dair bir güveni kalmadığı için umutsuzluğa sürüklenen bir toplum yaratmanızdan kaynaklanıyor. Bugünkü mücadele de o anlamda çok anlamlı. Burayı daha da genişletmeliyiz. Renklerimizle, farklı kimliklerimizle, farklı düşüncelerimizle bugünle beraber bir kez daha bu ülkenin gerçek sahiplerinin halkın dediği olacağını hep birlikte göstermek… And olsun ki bu karanlık düzen dağılana kadar, bu kötülükler bu ülkenin başından gidene kadar, her bir çocuğumuza kimliğine bakmaksızın eşit haklar tanıyan, özgürlükler tanıyan, umut vaat eden bir ülke için, barikat da kursalar, iddia da etseler asla boyun eğmeyeceğiz. Çünkü biz biliyoruz ki herkes günün sonunda tarihle yargılanır. “KEŞKE KATİLLERİN ÖNÜNE BARİKAT KURSAYDINIZ” Hürriyetçi Eğitim Sen Genel Başkanı Levent Kuruoğlu; “Keşke bu Milli Eğitim Bakanlığı ve iktidarımız şunu yapabilmiş olsaydı: Okulları basan, öğretmenleri öldüren, öğrencileri öldürenlerin önüne bu otobüsleri, bu bariyerleri, bu polisleri dikebilselerdi. Biz Milli Eğitim Bakanlığı’na bugün gideceğimiz yere gitmek isterken amacımız acımızı yaşayacaktık, tepkimizi gösterecektik, fikrimizi söyleyecektik. Ama anlaşılıyor ki Sayın Milli Eğitim Bakanı Yusuf Tekin’in böyle bir isteği ve böyle bir merakı da yoktur. Bugün birleştik, buradaydık. Bugün o otobüsleri koyanlar, yarın üç kat daha, dört kat daha geldiğimizde bizi böyle kandıramayacaklar. Bizi böyle kandıramayacaklar. Böyle de durduramayacaklar. O Yusuf Tekin o makamdan gitmediği sürece, bu milletin yakasından düşmediği sürece, bu çocukların yakasından düşmediği sürece, bu okul güvenliği sağlanmadığı sürece, öğretmenin, öğrencinin güvenliği sağlanmadığı sürece, gerekirse her gün, her gün eyleme devam edeceğiz. Yusuf Tekin bir şeyden besleniyor: ideolojik tartışmalardan. Arkasındaki kitleleri, tarikatları, cemaatleri saf tutturup o makamda kalmanın hesabını yapıyor. Bugünkü kargaşanın, bugünkü kaosun, bugünkü yaşadıklarımızın, bugünkü ölümlerin, yaralanmaların, okul baskınlarının, şiddetin, şiddetin de müsebbibi ta kendisidir. Çünkü o Milli Eğitim Bakanıdır. Herkesten ve her şeyden o sorumludur. Eğitimciler, 11 saatlik eylemin ardından ayrı gruplar halinde dağılarak alandan uzaklaştılar.
reklam

reklam