
Filistin Atölyesi tarafından düzenlenen “Bir Şey Söyler Filistin / Kendi Filistin’ini Anlat” panel serisinin on yedincisi, 8 Eylül 2026 tarihinde Çorum Kültür Merkezi’nde gerçekleştirildi. Fatih Abukan’ın moderatörlüğündedüzenlenen programda Vaize Mediha Yıldırım, “Mescid-i Aksa ve Mukaddesat Bilinci” başlıklı konuşmasıyla; İrfan Yıldırım ise “Etnik Kırım: Zeytin Ağacı ve İnsan” başlıklı sunumuyla Filistin meselesini farklı yönleriyle ele aldı.
Programda Mescid-i Aksa’nın İslam dünyası açısından taşıdığı anlam, kutsal mekânlara yönelik bilinç ve sorumluluk ile Filistin’de insanın, toprağın ve tarihsel hafızanın hedef alınması üzerinde duran Mediha Yıldırım, Filistin’in yalnızca siyasi sınırlar ve güncel çatışmalar üzerinden değerlendirilemeyeceği; Mescid-i Aksa’nın Müslümanların ortak hafızasındaki yeri, Kudüs’ün tarihî ve manevi anlamı, Filistin halkının toprakla kurduğu bağ ve bu bağın sembollerinden biri olan zeytin ağacı üzerinden kapsamlı bir perspektife ihtiyaç duyulduğunu vurguladı.Mescid-i Aksa’nın Müslümanlar açısından yalnızca Filistin sınırları içerisinde bulunan tarihî bir yapı olmadığı; İslam inancının, peygamberler tarihinin ve ümmet bilincinin önemli merkezlerinden biri olduğu üzerinde duruldu. Mescid-i Aksa’nın Kur’an-ı Kerim’de İsra hadisesiyle anılması, Müslümanların ilk kıblesi olması ve Kudüs’ün çok sayıda peygamberin hatırasını taşıması sebebiyle bu coğrafyanın İslam dünyasının müşterek hafızasında özel bir yere sahip olduğu ifade edildi. Bu sebeple Filistin meselesine yönelik ilginin yalnızca savaş ve çatışmaların yoğunlaştığı dönemlerde ortaya çıkan geçici bir hassasiyet olmaması gerektiğine dikkat çekildi. Mukaddesat bilincinin, kutsal mekânların isimlerini bilmekten veya onları uzaktan sevmekten daha geniş bir anlam taşıdığı belirtilirken; bu bilincin tarihî hafızayı canlı tutmayı, yaşananları öğrenmeyi, sonraki kuşaklara aktarmayı ve zulüm karşısında ahlaki bir tavır geliştirmeyi gerektirdiği üzerinde duruldu. Mescid-i Aksa’ya yönelik hassasiyetin aynı zamanda Müslümanların birbirleriyle kurduğu dayanışma duygusuyla ilişkili olduğu belirtilerek, Kudüs’ün herhangi bir milletin veya coğrafyanın meselesine indirgenemeyeceği vurgulandı. Filistin halkının yıllardır sürdürdüğü varlık mücadelesinin, İslam dünyasının vicdanında karşılık bulmasının dinî olduğu kadar insani de bir sorumluluk olduğunu vurgulayarak konuşmasını sonlandırdı..
İrfan Yıldırım’ın “Etnik Kırım: Zeytin Ağacı ve İnsan” başlığı etrafında şekillenen sunumunda ise Filistin insanının toprakla kurduğu ilişki, zeytin ağacı üzerinden ele alındı. Zeytin ağacının Filistin coğrafyasında yalnızca ekonomik değeri bulunan bir tarım ürünü olmadığı; ailelerin geçmişini, toprağa aidiyetini ve kuşaklar arasındaki devamlılığı temsil eden güçlü bir sembol olduğu üzerinde duruldu. Yüzlerce yıllık zeytin ağaçlarının aynı ailenin farklı kuşaklarına şahitlik edebildiği, böylece ağacın insan ile toprak arasında yaşayan bir hafıza işlevi gördüğü de ifade edildi. Bir zeytin ağacının kökünden sökülmesinin bu nedenle yalnızca bir ağacın ortadan kaldırılması anlamına gelmediğine dikkat çekildi. Ağacın yok edilmesiyle birlikte bir ailenin geçim kaynağı, hatırası, toprak üzerindeki tarihî varlığı ve gelecek kuşaklara bırakmayı düşündüğü mirasın da zarar gördüğü belirtildi. Filistin’de insanın topraktan koparılmasına yönelik uygulamalar ile zeytinliklerin zarar görmesi arasında sembolik bir paralellik bulunduğu değerlendirilerek, Filistinlinin direnme biçimlerinden birinin de yaşadığı yere tutunmak olduğu ifade edildi. Bu nedenle Filistin’deki mücadeleyi yalnızca askerî bir karşılaşma şeklinde okumak yerine, “insanın kendi toprağında var olabilme mücadelesi” olarak anlamanın daha kapsayıcı bir yaklaşım olduğu vurgulandı. Bu noktada zeytin ağacı ile Filistin insanının kaderinin adeta birbirine benzediğine dikkat çekildi: “İnsan toprağından uzaklaştırılmaya, ağaç ise kökünden sökülmeye çalışılıyor. Buna karşılık her ikisi de aynı toprağa tutunmayı sürdürüyor.”
Programda ortaya çıkan ortak çerçeve, Filistin meselesinin iki güçlü sembol etrafında okunabileceğini gösterdi: “Mescid-i Aksa ve zeytin ağacı”Mescid-i Aksa Müslümanların inancını, tarihî hafızasını ve mukaddesat bilincini temsil ederken; zeytin ağacı Filistin halkının toprağa bağlılığını, köklülüğünü ve nesiller boyunca devam eden varlığını simgeliyor. Bir tarafta mukaddes mekânına sahip çıkan bir ümmet bilinci, diğer tarafta yüzlerce yıllık ağacına ve toprağına tutunan bir halk bulunuyor. Bu iki unsur birlikte düşünüldüğünde Filistin meselesi yalnızca bugünün siyasi gelişmelerinden ibaret olmaktan çıkarak inancın, hafızanın, toprağın, insanın ve adalet arayışının iç içe geçtiği tarihî bir mesele hâline geliyor. Filistin Atölyesi’nin “Kendi Filistin’ini Anlat” çağrısı da bu noktada anlam kazanıyor. Filistin’i anlatmak; yalnızca yaşanan acıları sıralamak değil, bir halkın neden hâlâ toprağında kalmak istediğini, Mescid-i Aksa’nın neden milyonlarca Müslümanın kalbinde özel bir yere sahip olduğunu ve bir zeytin ağacının neden bazen bir milletin bütün hafızasını temsil edebildiğini anlamaya ve anlatmaya çalışmak anlamına geliyor. Çünkü Filistin’de mesele yalnızca bir toprak parçası değildir; insanın yurdu, hafızası, mukaddesatı ve gelecek nesillere bırakmak istediği emanettir.Etkinlikte, her iki panelistin konuşmalarının ardından soru-cevap ve dinleyici katkıları bölümüne geçildi. Panelin sonunda moderatörFatih Abukan, sunumlarından dolayı panelistlere teşekkür etti ve “Filistin Atölyesi kürsüsünün, farklı düşünce ve meslek gruplarından herkesin kendi Filistin’ini anlatabilmesine imkân tanıyacak şekilde herkese açık olduğunu” ifade ederek; paneli sonlandırdı.





