reklam
reklam
DOLAR43,7754% 0.02
EURO51,7754% 0.31
STERLIN59,2714% 0.24
FRANG56,6941% 0.13
ALTIN7.047,45% 0,48
BITCOIN67.158,04-1.401
reklam

EĞİTİMSEN BAŞKANI ALİ EKBER BEYAZ : GENÇLERİMİZ GELECEKLERİNE GÜVENLE BAKAMIYOR

Yayınlanma Tarihi : Google News
reklam

Eğitimsen Başkanı Beyaz yaptığı açıklamada şu görüşlere yer verdi.

GENÇLER KENDİLERİNİ ÖZGÜRCE İFADE EDEMİYOR

Mustafa Kemal Atatürk’ün Kurtuluş Savaşı’nı başlattığı, emperyalistler tarafından işgal edilmiş bir ülkeyi kurtarmak için atılan ilk adımın tarihi olan 19 Mayıs 1919’un üzerinden 102 yıl geçti.

 Türkiye halklarının emperyalizme karşı mücadelesinin en önemli simgelerinden birisi olan 19 Mayıs’ın Türkiye gençliğine ‘Gençlik ve Spor Bayramı’ olarak armağan edilmiş olması anlamlı olsa da, Türkiye’de gençlerin eğitim ve çalışma koşulları başta olmak üzere ciddi sorunlarla karşı karşıya olduğu bilinmektedir.

19 Mayıs her ne kadar yıllardır gençlere,  genç kuşaklara övgüler dizilen bir gün olarak kutlansa da, gençler evde, okulda, üniversitede, iş yerlerinde baskıcı, otoriter uygulamalarla karşı karşıya kalmakta, kendilerini özgürce ifade edebilmelerinin, taleplerini dile getirmelerinin önüne sürekli yeni engeller çıkarılmaktadır.

GENÇLER GELECEKLERİNE GÜVENLE BAKAMIYOR

 Bugün Türkiye’de her türlü farklılıklarına rağmen gençlerin ortak bir talep içerisinde bulunduğu, kendi geleceklerine güvenle bakabilecekleri bir yaşamı arzuladıkları açıktır. Bu nedenledir ki onlara insanlığın demokratik, eşitlikçi ve evrensel değerlerini özümseyebilecekleri, savaşların olmadığı, halkların özgürlük ve barış duygularıyla bir arada yaşayacağı demokratik bir Türkiye sunabilmek hepimize sorumluluk yüklemektedir.

ANNE BABALARI GİBİ UCUZ EMEK GÜCÜ OLARAK YETİŞTİRİLMEKTELER

 Türkiye’de mesleki eğitimin ortaöğretim içindeki oranı AKP iktidarı döneminde belirgin bir artış göstermiştir. Bunun en önemli nedeni çalışan nüfusun yüzde 67’ini oluşturan ücretli emekçilerin çocuklarının, mensup oldukları sınıfa layık görülen meslek liselerine yönlendirilmesi, tıpkı anne-babaları gibi onların da ucuz emek gücü olarak yetiştirilmesidir.

Sermaye çevrelerinin ve hükümetin mesleki eğitime yaklaşımı, konuyu bir eğitim sorunu olmaktan çok ihtiyaç duyulan ucuz ve nitelikli işgücü ihtiyacı olduğunu söylemek mümkündür. Onların asıl istedikleri, yaptığı işte uzmanlaşmış, rekabetçi, girişimci, hepsinden önemlisi itaatkâr bir işgücü yaratmaktır.

DAR KAPSAMLI İŞ EĞİTİMİ SAĞLIKLI DEĞİL

Türkiye’de meslek eğitim, ‘staj sömürüsü’ olarak ifade edilen, ağırlığını işyerlerinde gerçekleştirilen pratik uygulamaların öğrenilmesine indirgenmektedir. Mesleki eğitim kurumlarında gençlere yönelik geniş tabanlı bir mesleki-teknik eğitim yerine, dar kapsamlı ‘iş eğitimi’ yapılmakta, eğitim sonrasında kalıcı istihdam yaratma konusunda yeterli destek ya da planlama bulunmamaktadır.

Mesleki Teknik Anadolu Lisesi öğrencilerinin son sınıfta yaptıkları stajlara, yine son sınıfta haftada 3 gün beceri eğitimine gönderilen öğrencilere asgari ücretin yüzde 30’u kadar maaş ödenmektedir. Bunun anlamı meslek lisesi öğrencilerinin emeğinin iktidar tarafından patronlara ‘eti senin, kemiği benim’ mantığıyla pazarlanması, patronları ihtiyacı olan ‘ucuz emek’ kaynağının meslek liseleri üzerinden temin edilmesidir Mesleki Teknik Anadolu Lisesi öğrencilerinde salgın sürecinde de üretimin durmaması ve çarkların döndürülmesi amacıyla staj uygulamaları adı altında okullarında ve işletmelerde çalıştırılmışlardır.

PANDEMİ GEREKÇESİ İLE İŞÇİ HAKLARINA SALDIRILAR HIZ KAZANDI

Salgın sürecinde patronların ve hükümetin saldırıları genç işçilerin çoğunlukla asgari ücretin altında, kayıt dışı, mesai saatlerinin patronlar yararına esnekleştirilmesi ile çalıştırılmaları, pandemi gerekçesiyle ücretsiz izne zorlanmaları ile sınırlı kalmadı. 25 yaş altı işçileri belirli süreli iş sözleşmeleri adı altında kıdem tazminatından mahrum etme girişimi ile işçi haklarına saldırılar hız kazandı. 

 Yine salgın sürecinde öğrenci gençlik için eğitim -öğretim etkinliklerine ulaşma ve eğitimden yararlanma konusunda yaşanan fırsat eşitsizliği artarak devam etmiştir. Öğrencilerin önemli bir kısmı internet ve teknik donanımın yetersizliğinden dolayı eğitim- öğretim etkinliklerinin dışarısına itilmişlerdir. 

GENÇLERİMİZİN SORUNLARINA KALICI SORUNLAR ÇÖZÜMLER ÜRETİLMELİDİR

Gençler eğitimden uzaklaşıyor.

Eğitimde 4+4+4 dayatmasıyla gençler örgün eğitim dışına itilmiştir

Türkiye’de her dört gençten birisi işsiz.

Cinsiyet eşitsizliği işsizlik rakamlarına yansıyor

Türkiye genç kadın işsizliği açısından OECD’deki en yüksek orana sahiptir.

Türkiye’de üniversite mezunlarının işsizlik oranlarının lise mezunlarından daha yüksek olması dikkat çekicidir.

Gençler geleceğine güvenle bakamamaktadırlar.

Gençlerimiz ‘Ucuz Emek Kaynağı’ olarak görülüyor

Türkiye gençliği, işsizlik ve güvencesizlik batağına mahkûm edilmiştir.

 Ataması yapılmadığı için bugüne kadar onlarca işsiz öğretmen yaşamına son vermiş, yüzbinlerce öğretmen arkadaşımız ya asgari ücretin altında maaş alarak ücretli öğretmenlik yapmak ya da kendi mesleği dışında başka işlerde çalışmak zorunda bırakılmıştır.

TÜRKİYE’NİN GELECEĞİ GENÇLİKTEDİR

Türkiye’nin Geleceği Gençliktedir! Gençlerimizin Sorunlarına Kalıcı Çözümler Üretilmelidir!

Bugüne kadar gençliğin sorunlarını çözmek için adım atmayanların, gençlerin sorunlarına yönelik çözümleri olmayanların en büyük icraatı sorunları görmezden gelmek, yok saymak olmuştur. Bu tutum, elbette gençliğin sorunlarını ve karşı karşıya oldukları tehlikeleri ortadan kaldırmamaktadır.

GENÇLERİMİZ GENÇLİKLERİNİ YAŞAMAKTAN ÇOK UZAK

Türkiye’de gençlik, bir taraftan egemenler açısından potansiyel tehdit olarak değerlendirilirken, diğer taraftan gençliğin mevcut düzenin devamının sağlanması için egemenlerin çıkarları doğrultusunda ‘eğitilerek’ sisteme kazandırılması için bütün araçlar adeta seferber edilmektedir. Buradaki temel amaç, gençliğin sınırsız enerjisinden, yaratıcılık ve yeteneklerinden sonuna kadar yararlanmaktır.

Hem eğitimli hem de eğitim alamayan gençlik arasında işsizlik oranı hızla artmakta, geçim şartları zorlaşmakta ve gençlerimiz gençliklerini yaşamaktan çok uzak bir çarpık düzenin esiri olarak yaşamlarını sürdürmeye çalışmaktadır.

Bilim dışı, skolâstik, dinsel motiflerle kuşatılmış, post modern popüler bir kültür saldırısı altında yaşayan geniş gençlik yığınları, mistisizm ve bilinemezciliğin baskısı altında karamsarlığa itilmekte ve gelecek beklentisi olmayan, sadece içinde yaşadığı anı önemseyen ‘bireyler’ haline getirilmeye çalışılmaktadır.

BU EĞİTİM SİSTEMİ İLE SAĞLIKLI BİREY YETİŞTİRMEK MÜMKÜN DEĞİL

Gençliğin, ilkokuldan başlayarak ırkçı ve gerici bir temelde örgütlenmesini hedefleyen, dünyayı gerçekte olduğu gibi değil, egemen güçlerinin onlara göstermek istediği gibi görmelerini isteyen bir eğitim sistemi içinde sağlıklı bireyler olarak kendisini gerçekleştirmesi mümkün değildir.

 Gençlerin eğitim hakkından kamusal bir anlayışla eşit ve parasız olarak yararlanması; laik, bilimsel, demokratik ve kendi anadillerinde eğitim almalarının sağlanması, onları sınırsızca sömürülecek ‘kaynak’ olarak görmeyip birey olarak tanımak, istihdam, iş güvencesi ve onurlu bir yaşam sürmeleri için gerekli adımları atıldığında gençlerin içine itildiği karamsarlığın önüne geçilebilecektir.

GENÇLER ÖRGÜTLÜ MÜCADELEYİ YAŞAM BİÇİMİNE DÖNÜŞTÜRMELİ

Gençliğin geleceğe bakışında ortaya çıkan sorunlardan söz ederken, egemen güçlerin gençliğin geleceğini karartan, onların enerjisini, yaratıcılığını her fırsatta sömüren, gençliğin dinamizmini denetimi altına alan ve onu düzenin temel parçası haline getiren politikaların terk edilmesi, gençliğin kendi geleceğini yine kendi mücadelesi ile şekillendirmesinin önü açılmalıdır.

 Türkiye’de gençlerin geleceğe güvenle bakabilmeleri için kendileriyle ilgili konularda taraf olmaları ve örgütlü mücadeleyi bir yaşam biçimi haline getirmelerinden başka çıkış yolu görünmemektedir.

MÜCADELEMİZ ÇOCUKLARIMIZA GENÇLERİMİZE ONURLU BİR GELECEK BIRAKMAK İÇİNDİR

Eğitim Sen olarak eşit, özgür, laik, demokratik ve barış içinde bir cumhuriyet mücadelemizi çocuklarımız ve gençlerimiz için sürdürmeye devam edeceğiz. TÖS’ ten, TÖBDER’den bugüne olduğu gibi ‘Bizim mücadelemiz, çocuklarımıza ve gençlerimize onurlu bir gelecek bırakma mücadelesidir.

reklam

reklam