
Umut Haber Yazarı Rıza AYDIN kaleme aldı..Okuyunuz..
Maraş katliamını anlatan arkadaşlar, Maraş tarihini anlatırken her nedense bu şehrin, bir zamanlar Dulkadiroğlu Devletinin başkenti olduğunu unutuyorlar. “Hafızayı beşer nisyanla malüldür” derler, deyip biz bunu hatırlatalım istedik.
Tarihi süreç kısaca şöyledir:
1239’da başlayıp -1240’da bastırılan Babayi Hurucu (isyanı) sonrası, isyanı bastıran Selçuklu devleti, isyana katılan dervişler ile onlara destek olan oymakları kavuşturup, yakaladıklarına zulmetmeye başlıyor. Hamdüllah Çelebi’nin tarihi savunmasında söylediğine göre, Barak Baba Selçuklu zulmünden kendilerini kurtarması için Moğollara gidip aman (yardım) diliyor. Bunun üzerine Moğollar Anadolu’ya sefer düzenliyor, 1243’de Sivas’ta olan Kösedağ Savaşında, Selçuklu Devleti Moğollara yenilince, Moğollar Anadolu’da kendileri ile rekabet edemeyecek küçük Türkmen Devletleri kurulup Anadoludan gidiyorlar. Hacı Bektaş’ın da yardımcısı olan, Moğollardan yardım dileyen Barak Baba, daha sonra Moğollar adına Gılana elçi olarak gittiğinde, Gılanlılar tarafından yağlı kazığa oturtularak öldürülüyor.
Anadolu’da kurulan, daha çok da “Beylik” diye anılan bu Devletlerinden ikisi Memluklu Devletine bağlı olarak kuruluyor.
Asıl adı “Et Devlet Et Türkiye” olan Mısır’daki Memluklu Devletinin uzantısı – bir parçası olarak kurulan bu iki devletten biri Ramazanoğlu Devleti, diğeri de Dulkadiroğlu Devletidir.
Dulkadiroğlu Devletinin Başşehri Elbistan’dır. Maraş Dulkadiroğlu yurdudur.
Velayetname de, Hacı Baktaş’ın Anadolu’ya Türkmen içinde Zülkadiroğlu oymağı ile Bozaktan girdi diye yazar (bakınız İbrahim Hacı bölümü.
Belki de bu yüzden Alevilerin Serçeşmesi olan Hacı Bektaş Dergahı, Dulkadiroğlu (Zülkadiroğlu) Devleti içinde kuruluyor.
Eğer Maraş tarihinden söz edilecekse, öncelikle bundan söz edilmelidir.
Sonra devir değişiyor, Yavuz Sultan Selim, Şah İsmail’in Safevi Kızılbaş Devleti üzerine yürüyüp, savaş ilan etmeden önce, Kürt Beyleri ile ittifak yapıyor. Çaldıran Savaşından galip çıkan Osmanlı Padişahı Yavuz, bugün ki Anadolu’nun Güney Doğu Bölgesine egemen olunca, buralarda yaşayan Kızılbaş Türkmenleri sürüp, onlardan kalan toprakları babadan oğula geçecek şekilde, tarihi Kürdistan’dan getirdiği Kürt Beylerine vererek burada Osmanlıya bağlı özerk “Kürdistan Beyler Beyliği” kurduruyor. Kürt ağalarının elinde uçsuz bucaksız bu kadar toprak olmasının nedeni Osmanlı Padişahı Yavuz ile oğlu Kanunidir, buradaki Kızılbaşların bir kısmını sürüp, bir kısmını da öldürerek, oraları Kürt Beylerine vermesidir.
Resmî olarak 185 yıl yaşayan Dulkadiroğlu Devleti, 1522 yılında Osmanlı Devleti tarafından ilhak ediliyor.
Yurtları ilhak edilen Dulkadiroğlu Şehzadeleri, ilhaktan dört yıl sonra, Osmanlı Ordusunun Macaristan’a sefer düzenlediği bir sırada Baba Zünnün öncülüğünde bir araya gelip, huruç ederler yani başkaldırırlar; buna isyan değil yurt savunması anlamında “huruç etmek” deniyor, şimdi de böyle demek gerekir.
Yavuz ile Kanuni Sultan Süleyman’ın Divan katibi olmakla övünen Celalzade Mustafa Efendi, “Muhteşem Çağ” adıyla yeniden yayımlanan meşhur kitabında, Baba Zünnün Hurucından şöyle söz ediyor:
Biz 1526 yılında Macaristan’ı fethettik, Budapeşte’yi aldık “bütün zaiyat yüz elli kadar şehitten ibarettir” diyor
Tam bu sırada duyduk ki diyor, Zülkadiroğlu Türkmenleri Baba Zünnün önderliğinde isyan etmiş, ilk çatışmada 400 askerimiz şehit olmuş diyor
Osmanlı’nın verdiği zayiatı bununla kıyaslayın, Bütün Macaristan’ı işgal ediyorlar 150 askerleri şehit oluyor ama Baba Zünnün önderliğinde Türkmenlerin isyanında ilk çatışmada 400 askerleri şehit oluyor; bu konuda Faruk Sümerin Oğuzlar kitabında ki anlatımın okunmasını isterim.
Baba Zünnün hareketi bir yıl sonra yani 1527 yılında başlayan Kalender Çelebi ile Dulkadiroğlu Beyi Deli Dündar önderliğindeki huruç hareketine katılırlar. Huruç hareketi büyür; Pir Sultan, “Sancak kalksın Kazavoya dikilsin” der. Kaz Gölü yakınlarında ki Cincife denen bölgedeki savaşta Osmanlı Ordusunu yenip, savaş aletlerine el koyarlar.
Celalzade Mustafa Çelebi, asıl adı “Tabakatü’l Memalik ve Deracatü’l Mesalık” olan, “Muhteşem Çağ” adıyla yeniden yayımlanan kitabında bunlara hiç de kızılbaş demiyor, “Türkmenler isyan etti”, biz de “Türkmenlerin belini kırıp, Türkmen sorununu bitirdik” diyor.
Maraş tarihinde asıl unutulan unsur, burasının Dulkadiroğlu yurdu olduğudur; bunu bilmeden, buna temas etmeden, Maraş tarihi üzerine konuşmak berhavadır.
Aşk ile
Rıza Aydın





